Türkiye Cumhuriyeti devleti hangi evladına sahip çıkacak: Akademisyene mi vur-kıra mı?

18 Nisan 2022, 18:19 Yazarlar Eşref Kerküklü
Türkiye Cumhuriyeti devleti hangi evladına sahip çıkacak: Akademisyene mi vur-kıra mı?

26 Aralık 2021 tarihinde ORSAM (Ortadoğu Araştırmaları Merkezi) önünde saat 17.00-17.30 arası Dr. Selçuk Bacalan fiziksel saldırıya uğradı ve kafasından ağır bir darbe aldı. Bu arada Bacalan Irak Türkmen’i olup, ORSAM bünyesinde Türkmen Çalışmaları Uzmanı bir akademisyendir. Bu saldırı ile ilgili Selçuk Hoca’yı aradım geçmiş olsun dileklerimi sundum ve olayın nereden kaynaklandığını nasıl olduğunu sordum, çok rahatsız olduğunu ve bu konu ile ilgili konuşmak istemediğini fark ettim. Ankara’daki kaynaklarımla konuyu görüştüm bu konunun alanda araştırılması gerektiğine kanaat getirdim ve alana yani Ankara’ya gittim. Bir hafta Ankara’da geceli-gündüzlü konu ile ilgili görüşmeler yaptım. 

Bu görüşmelerden birisi de saldırganın en yakını ile gerçekleşti. İsmi Hüseyin Remzi. Bu kişi Ankara’da, ‘Türkmeneli Uluslararası Derneği’nin başkanlığını da yapıyor ticari işlerinin yanında. Ankara’ya gitmeden önce Hüseyin Remzi ile bir iki telefon görüşmemiz oldu. Remzi’ye saldırı ile ilgili bir kaç soru sormuştum WhatsApp üzerinden saldırganı tanımadığını ve saldırı ile ilgili üzüldüğünü söylemişti. Geçtiğimiz günlerde ise saldırganı yakınen tanıdığını hatta aralarının çok iyi olduğunu söyledi. Bu arada Hüseyin Remzi, MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’dan sonsuz destek alıyor. Kılavuz, Türkmen konusunda bütün işlerini Remzi üzerinden gerçekleşmesini sağlıyor ve ilginçtir Kılavuz ile görüşmek isteyen bir Iraklı Türkmen önce Hüseyin Remzi’nin onayından geçmeli. Ben yaşadım bu olayı. Kılavuz ile mecliste görüşmek için telefonlara bakan kişiyi aradım oda Iraklı Türkmen olduğumu duyunca, “Hüseyin Remzi ile görüşün ondan onay gelsin sonra sizi görüştürürüz Olcay Başkanımızla” denildi bana. 


(Fotoğraf sosyalmedya: Hüseyin Remzi)

Hüseyin Remzi, Ankara’da pek çok vur-kır olayına adı karıştı ama bir gün bile ceza almadı. Nasıl oluyorsa her defasında bu olaylardan rahat kurtuluyor. Şu an Hüseyin Remzi’nin listesinde olan isimlerden biri de benim. Irak Türkmen Cephesi önceki dönem temsilci Mehmet Tütüncü, Avukat Ali Hüseyin Beyatlı, gazeteci Eşref Kerküklü, Mehmet Demir ve Celal Telaferli. Bu liste ile ilgili Hüseyin Remzi ile konuştuğumda, “böyle bir liste yok. Ama esrefkerkuklu.com'da Olcay başkanımızla ilgili bir haber var bunun kaldırılmasını istiyoruz. Mehmet diye birisi var o dersini alacak” dedi.  

Hüseyin Remzi ile 3 saat kadar bir görüşmemiz oldu. Kendisi daha önce hiç medyaya çıkmadığı için ve alışık olmadığı için yanımda bulunan kamerayı açmamı ve kamera karşısında soru sormamı istemedi rica etti. Ben de kamerayı açmadım ama kafamda olan bütün soruları sordum. Önümüzdeki sürede Hüseyin Remzi ile ilgili aramızda geçen konuşmalardan bir veya iki makale daha yazarım. Ancak şu an Selçuk Bacalan’a yapılan saldırı konusuna girmek istiyorum. Saldırı Remzi’nin en yakın arkadaşı Gazı Faysal adında birisi gerçekleştirdi ve saldırı sonrası hemen Irak’a uçakla gönderildi. Remzi benimle konuşurken, “bir telefonla Gazi Faysal’ı buraya getirebilirim benim yanımda yetişti. Benim yanıma geldiğinde yüzünde sakal yoktu.” Ben de, “o zaman söyleyin gelsin” dedim. Remzi’de, “benden böyle bir şey isteyen olmadı neden böyle bir şey yapıyım ki” dedi.


(Fotoğraf ORSAM: Dr. Selçuk Bacalan)

Hüseyin Remzi’nin yaptığı olaylara baktığım zaman ceza alması gerekirken ceza almadan olaylardan kurtulması, bu kişinin bundan sonra da olay yapsa ceza almaz düşüncesini oluşturdu ben de. Öte yandan, Dr. Selçuk Bacalan’ın özgeçmişine baktığımız zaman devletin desteğini hemen görüyoruz. Bacalan Kerkük’ten bir an da Türkiye’ye gelmiş ve farklı burslarla önemli bölümleri bitirmiş yani bir büyük sınıf atlamış bu da bize devlet yardımı bu kişinin arkasında olduğunu gösteriyor. Bu iki kişinin arkasında devletin farklı kademelerde birilerinin olduğunu ifade edebiliriz. 

Şimdi bu makalenin başlığını tekrar hatırlayalım: Türkiye Cumhuriyeti devleti hangi evladına sahip çıkacak: Akademisyene mi vur-kıra mı? Bu sorunun yanıtını önümüzdeki gelişmeler gösterecek. Olay çözülecek mi yoksa Selçuk Hoca aldığı darbe ile mi kalacak? Selçuk Hoca'ya tekrar tekrar geçmiş olsun.

Şunu da eklemekte fayda var; vurulan belli vuran belli. Ancak vuran konuşursa her şey çorap söküğü gibi gelir devlet bu söküğe izin verir mi? Selçuk Hocayla, Ankara'dan ayrılmadan 1 saat önce telefonla görüştüm. Yoğunluğu nedeniyle Selçuk Hoca'yle yüz yüze görüşme fırsatı olmadı. Hoca'ya konu ile alakalı bir iki soru sordum. Bir, "hoca darbe aldınız bölgenin resimini gönderebilir misiniz" diye sormuştum. Kendisi de, "gülerek Eşref Bey inanın ki izi bile kalmadı" demişti. Devlet ne diyecek acaba? "Madem ki darbenin izi kalmadı o zaman biz de darbe ile ilgili elde ettiğimiz izleri de silelim mi" diyecek yoksa, "adalet yerini bulsun isterse kiyamet kopsun" der ve çorap söküğü gibi her şeyi ortaya mı çıkarır? Bekliyip göreceğiz. Ayrıca, olayın takipçisi olacağım. 

Yorumlar (1)